Ahmet Arif Şahin – Suskun (Sus Kimseler Duymasın)

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Sus, kimseler duymasın
Duymasın ölürüm ha
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra
Yağıyor yeşil

En uzak o adsız ve kimselersiz
O yitik yıldızda duyuyor musun
Bir stradivarius inler kendi kendine
Yayı reçinesi köprüsü yeşil
Önce bendim diyor ve sonra benim
Ölümsüz güzel ve çetin
Ezgisidir dolaşan bütün evreni
Bilinen bilinmeyen ıssızlıkları
Canımı tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun
Sarıyor yeşil

Rüya bütün çektigimiz
Rüya kahrım rüya zindan
Nasıl da yılları buldu
Bir mısra boyu maceram
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
Bilmezler nasıl sevdik
İki yitik hasret
İki parça can
Çatladı yüreği çakmaktaşının
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su
Ağıyor yeşil

Yivlerinde yeşil güller fışkırmış
Susmuş bütün namlular
Susmuş dağ
Susmuş deniz
Dünya mışıl mışıl
Uykular derin
Yılan su getirir yavru serçeye
Kısır kadın maviş bir kız doğurmuş
Memeleri bereketli ve serin
Sağıyor yeşil

Aydım yarı gecede
Neron çocuk kitaplarında çirkin bir surat
Ve Sezar’sa bir ad yıkıntılarda
Ama hançer taşı sanki
Koca Kartaca
Hani kibrit suyu vermişlerdi üstüne
Bak nasıl alıyor yiğit
Binlerce yıl da sonra
Alıyor yeşil

Vurur dağın doruğundan
Atmacamın çalkara
Yalın gölgesi
Kuş vurmaz tavşan almaz
Ama aç azgın
Köpek balıklarıydı parçaladığı
Bak Tiber saygılı suskun
Bak nilüfer dizisi zinciri
Bunlar bukağısı kolbağlarıdır
Cihanın ilk umudu ilk sevgilisi
Ve ilk gerillası Spartakus’un
Susuyor yeşil

Sus kimseler duymasın
Duymasın ölürüm ha
Aymışam yarı gece
Seni bulmuşam sonra
Seni kaburgamın altın parçası
Seni dişlerinde elma kokusu
Bir daha hangi ana doğurur bizi

Ruhum
Mısra çekiyorum haberin olsun
Çarşıların en küçük meyhanesi bu
Saçları yüzümde kardeş çocuksu
Derimizin altında o olüm namussuzu
Ve Ahmed’in işi ilk rasgidiyor
İlktir dost elinin hançersizliği
Ağlıyor yeşil

Ahmet Arif Şahin – Oy Havar (Yangınlar)

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Yangınlar, kahpe fakları, korku çığlıkları
Ve irin selleri aç yırtıcılar
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın
Bir cana bir başa kalmışsın vay vay

Pasatsız duldasız üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın

Oy sevmişem ben seni
Üsküdar’dan bu yana lo kimin yurdu
He canım, çiçek dağı kıtlık kıran
Gül açmaz çağla dökmez

Vurur çakmak taşı kayalarıyla
Küfrünü medetsiz Munzur
Sahmurat suyu kan akar
Ve ben şairim

Namus işçisiyim yani, yürek işçisi
Korkusuz pazarlıksız, kül elenmemiş
Ne salkım bir bakış, resmin çekeyim
Ne kinsiz bir rüzgar, mısra dökeyim

Oy sevmişem ben seni !
Ve sen daha demincek
Yıllarda geçse demincek
Bıçaklanış dal gibi ayrı düştüğüm

Ömrümüm sebebi ustam, sevgilim
Yaram derine gitmiş
Fitil tutmaz bilirim
Ama hesap dağlarladır, umut dağlarla

Düşün uzay çağında bir ayağımız
Ham çarık kil çorapta olsa da biri
Düşün olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda

Atıp bir kıyıya bir zamanı
Yarının çocukları gülleri için
Herbirinin ayva tüyü için çilleri icin
Koymuş postasını, görmüş restini

He canım, sen getir üstünü
Oy Havar, Muhammed İsa aşkına
Yattığım ranza aşkına
Deeey dagları un eder ferhadin gürzü

Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan ter içinde ası
He desem koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu

Oy sevmişem ben seni

Ahmet Arif Şahin – İhanet

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Albüm Adı : ihanet

Am G
İhanetinin bedeli ben miyim sevgilim
Am F
Niye terkedip gittin beni oooff
Am G F
Oysa ben sana kalbimi verirken oooff
Am G F Em
Sen bana ihanetini mi verdin

Son pişmanlık fayda etmez sevgilim
Benim gibisini inan zor bulursun
Oysa senle ben ne hayaller kurardık oooff
Hepsi gitti sevgilim

Elimde şarkının bu kadarı vardı bende yazıyım dedim
Buraya:)

Ahmet Arif Şahin – Hasretinden Prangalar Eskittim

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Ard arda bilmem kaç zemheri geçti
Kurt uyur kuş uyur zindan uyurdu
Dışarda gürül gürül akan bir dünya

Bir ben uyumadım
Kaç bahar leylim
Hasretinden prangalar eskittim

Karanlık gecelerde kendimden geçtim
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yandan bir bu yandan

Elma yanaktan
Açar kankırmızı yedi verenler
Kar yağıyor bir yandan

Savrulur Karaca dağı savrulur Zozan
Bak bıyığım buz tuttu
Üşüyorum ben

Zemheri de uzadıkça uzadı
Seni baharmışsın gibi düşünüyorum
Seni Diyarbekir gibi düşünüyorum

Ahmet Arif Şahin – Gün Ola (Alnındaki Yaradan)

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Alnındaki yaradan
Boşaldı belki bütünkanın
Fakat nehirlerin akıyor
Dağların rüzgarı

Bak yine çarpıyor kalbin
Ortaında kavganın
Günola devran döne
Umut yetişe

Dağlarının dağlarının ardında
Değil öyle yoksulluklar hasret ile
Bir tek başak tanesi susuz kalmayacak
Bir tek zeytin dalı bile yalnız

Sıkıysa yağmasın yağmur
Sıkıysa uyanmasın dağ
Bu yürek ne güne vurur
Ne güne

Bu yürek ne güne vurur
Bu yürek
Günola devran döne
Umut yetişe

Ahmet Arif Şahin – De Be Aslan Karam

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Çarpmış
Paramparça etmiş
Kara sütü kara sevdayla seni
Ve kara memelerinde dişlerin asi
Karadır upuzun yattığın gece
Felek ah ettirir boynun kıl ince
Cihanlar çocuklar kuşlar içinde
Sızlar bir yerlerin
Adsız ve kayıp
Sızlar usul usul dargın
Ve kan tadında bir konca
Damıtır kendini mısralarınca

De be aslan karam
De yiğit karam
Hangi kalemin yazısı
Zorlu yazısı
Belanda

Anadan doğma nişan mı
Sütlü barut damgası mı
Bir gece parçası mı kaburgandaki
Kız kakülü ne hal eylermiş teni
Ellerin deli hoyrat
Ellerin susuz yangın
Ellerin ooooy alarga

De be aslan karam
De yiğit karam
Hangi güzelin diş yeri
Mavi diş yeri
Sevdanda

Vurmuş
Demirlerin çapraz gölgesi
Alnın galip ve serin
Künyen çizileli kaç yıldız uçtu
Kaç ayva sarardı kaç kız sevişti
Gelmemiş kimselerin

De be aslan karam
De yiğit karam
Hangi zehirin meltemi
Saran meltemi
Hülyanda

Hakikatli dostun muydu
Can koyduğun ustan mıydı
Bir uyumaz hasmın mıydı
Ooooof de bunlar olsun muydu

De be aslan karam
De yiğit karam
Hangi kahpenin hançeri
Saklı hançeri
Yaranda

Ahmet Arif Şahin – Ay Karanlık (Maviye Çalar)

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Maviye maviye çalar gözlerin
Yangın mavisine
Rüzgarda asi
Körsem
Senden gayrısına yoksam
Bozuksam
Can benim düş benim
Ellere nesi
Hadi gel
Ay karanlık

İtten aç yılandan çıplak
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım
İlle de ille
Sevmelerim sevmelerim gibisi
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N’olur gel
Ay karanlık

Dört yanım puşt zulası
Dost yüzlü dost gülücüklü
Cigaramdan yanar
Alnım öperler
Suskun hayın çıyansı
Dört yanım puşt zulası
Dönerim dönerim çıkmaz
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel
Ay karanlık

Ahmet Arif Şahin – Anadolu (Beşikler Vermişim)

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar hamaklar
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır
Anadolu’yum ben tanıyor musun

Utanırım utanırım fukaralıktan
Ele güne karşı çıplak
Üşür fidelerim harmanım kesat
Kardeşliğin çalışmanın beraberliğin
Atom güllerinin katmer açtığı
Şairlerin bilginlerin dünyalarında
Kalmışım bir başıma
Bir başıma ve uzak biliyor musun

Binlerce yıl sağılmışım
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı seher sabah uykularımı
Hükümdarlar saldırganlar haydutlar
Haraç salmışlar üstüme
Ne İskender takmışım
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler gölgesiz
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım görüyor musun

Nasıl severim bir bilsen
Köroğlu’nu Karayılanı Meçhul Asker’i
Sonra Pir Sultan’ı ve Bedrettin’i
Sonra kalem yazmaz bir nice sevda
Bir bilsen onlar beni nasıl severdi
Bir bilsen Urfa’da kurşun atanı
Minareden barikattan selvi dalından
Ölüme nasıl gülerdi
Bilmeni mutlak isterim duyuyor musun

Öyle yıkma kendini
Öyle mahzun öyle garip
Nerede olursan ol
İçerde dışarda derste sırada
Yürü üstüne üstüne
Tükür yüzüne celladın
Fırsatçının fesatçının hayının
Dayan kitap ile dayan iş ile
Tırnak ile diş ile
Umut ile sevda ile düş ile
Dayan rüsva etme beni

Gör nasıl yeniden yaratılırım
Namuslu genç ellerinle
Kızlarım oğullarım var gelecekte
Her biri vazgeçilmez cihan parçası
Kaç bin yıllık hasretimin koncası
Gözlerinden gözlerinden öperim
Bir umudum sende anlıyor musun

Ahmet Arif Şahin – Akşam Erken İner Mahpushaneye

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Akşam erken iner mahpushaneye
Ejderha olsan kar etmez
Ne kavgada ustalığın
Ne de çatal yürek civan oluşun
Kar etmez inceden içine dolan
Alıp götüren hasrete

Akşam erken iner mahpushaneye
İner yedi kol demiri Yedi kapıya
Birden ağlamaklı olur bahçe
Karşıda duvar dibinde
Üç dal gece sefası
Üç kök hercai menekşe

Aynı korkunç sevdadadır
Gökte bulut dalda kaysı
Başlar koymağa hapislik
Karanlık can sıkıntısı
Kürdün Gelini’ni söyler maltada biri
Bense voltadayım ranza dibinde
Ve hep olmayacak şeyler kurarım
Gülünç acemi çocuksu

Vurulsam kaybolsam derim
Çırılçıplak bir kavgada
Erkekçe olsun isterim
Dostluk da düşmanlık da
Hiçbiri olmaz halbuki
Geçer süngüler namluya
Başlar gece devriyesi jandarmaların

Hırsla çakarım kibriti
İlk nefeste yarılanır cigaram
Bir duman alırım dolu
Bir duman kendimi öldüresiye
Biliyorum ’sen de mi’ diyeceksin
Ama akşam erken iniyor mahpushaneye
Ve dışarda delikanlı bir bahar
Seviyorum seni çıldırasıya

Ahmet Arif Şahin – Adiloş Bebe

•Ağustos 28, 2007 • Yorum Yapın

Varamaz elim
Ayvasına narına can dayanamazken
Kırar boynumu yürürüm
Kurdun kuşun bileceği hal değil
Sormayın hiç
Laaaal
Kara ferman çıkadursun yollara
Yarin bahçesi tarumar
Kan eder perçem

Olancası bir tutam can
Kadasına belasına sunduğum
Ben öleydim looy
Elim boş
Ayağım pusu
Bir ben bileceğim oysa
Ne afat sevdim
Bir de ağzı var dili yok
Diyarbekir Kalesi

Açar
Kan kırmızı yediverenler
Ve kar yağar bir yandan
Savrulur Karacadağ
Savrulur zozan
Bak bıyığım buz tuttu
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı
Seni baharmışın gibi düşünüyorum
Seni Diyarbekir gibi
Nelere nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı

Hamravat suyu dondu
Diclede dört parmak buz
Biz kuyudan işliyoruz kaba kacağa
Çayı kardan demliyoruz
Anam sır gibi saklar siyatiğini
Yel der baharın geçer
Bacım ikicanlı ağır
Güzel kızdır bilirsin
İlki bu bir yandan saklı utanır
Ve bir yandan korkar
Ölürüm deyi
Bir can daha çoğalacağız bu kış
Bebeğim neremde saklayım seni
Hoş gelir
Safa gelir
Ahmed Arif’in yeğeni

Doğdun
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem
Hasta düşmeyesin diye
Töremiz böyle diye
Saldır şimdi memeye
Saldır da büyü

Bunlar
Engerekler ve çıyanlardır
Bunlar
Aşımıza ekmeğimize
Göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü

Bu namustur
Künyemize kazınmış
Bu da sabır
Ağulardan süzülmüş
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü